Login

Register

Login

Register

Blog

Kabul Etmediğim Neyin Farkındayım?

Haziran ayı sonunda Münih’te katıldığım Gary Douglas’ın İleri Beden Sınıfı’ndan döndüğümde gözümde bir görüntüyle uyandım. Görüntüde ellerim yerde yeryüzüne enerji veriyordum. Gözümü açmadan yataktan kalkıp yere eğildim ve ellerimi yere koydum. O anda ellerimden enerji akmaya başladı ve dışarıdan inanılmaz bir inlemeyle karışık çığlık duymaya başladım. Çığlık uzun sürünce kalkıp camı açtım ve sesin nereden geldiğini anlamaya çalıştım.

Caddedeki hiç kimse sesi duymuyor gibi görünüyordu, şaşırdım. Tekrar içeri dönüp ellerimi yere koydum ve yeryüzüne enerji vermeye devam ettim. Herhalde 1 saat kadar sonra enerji hafifledi, o zaman çığlığın da kesildiğini fark ettim. Gözlerimi açtığımda 4-5 yıldır giydiğim terliklerin içindeki yazıyı ilk defa gördüm; “Earth Keepers” (Yeryüzü Koruyucuları).

Arkasından annemle telefonda konuşurken ona anlattığımda bana; “Yeryüzünün çığlığını duymuşsun!” dedi.

Sonra Access’ten bir arkadaşımla konuştum ve bana “Ne biliyorsun? Neyin farkındasın?” diye sordu. Hayatını “çatlak, manyak, uçuk kaçık” olarak yargılanarak geçirdiğim ve bunun aksini ispatlamak için kendimi her an “normal” olmaya adadığımdan kendimi, kendi bilme halimi, farkındalığımı, algımı reddettiğimden içimden otomatik olarak “Ben ne bilebilirim ki? HİÇ!” diye cevapladım. Arkasından bana “17 Temmuz nedir?” diye sordu, “Deprem, değişim, dönüşüm, enerji, bilinç, katkı” diye saymaya başladım. “Deprem nerede?” diye sorduğunda gözümün önünde Bodrum, Ege ve İstanbul’u içine alan yana yatık, alt çizgisi Ege üzerinde olan bir U harfi gördüm.

Arkadaşım benden bunu paylaşmamı istedi, yapamadım. Çok anormal bi şey olurdu. Ya kıçımdan sallıyorsam ya yanılıyorsam ya hayal görüyorsam ya hakkaten dedikleri gibi sadece çatlaksam dedim. Değilmişim.

Sonra 2,5 hafta önce Bodrum’a döndüm. Access’te öğrendiğim ve kendi farkındalığıma gelen şekillerde yapabildiğim kadar enerjetik olarak yeryüzüne katkı olmaya başladım. Annemle fark ettik ki deprem olmadan önce bedenimiz bize ağrı, hazımsızlık, mide bulantısı, baş dönmesi ya da sinir gibi şeylerle ipucu veriyor. Bunları algılar algılamaz yeryüzüne enerji vermeye başlayınca bedensel olarak da rahatlamaya başladığımızı fark ettik.

Yeryüzüne sordum;
– Sevgili yeryüzü zaiyat olacak mı?
– Evet
– Can kaybı var mı?
– Hayır
– Bizim korkmamızı gerektirecek bir durum var mı?
– Hayır
– Peki, ne zaman istersen bizden ihtiyacın olan katkıyı alabilirsin. Bu değişimi toplam kolaylıkla yaşaman için biz ve bedenlerimiz hangi enerji, alan ve bilinç olabiliriz?

Son bir haftadır da bedenim sünger gibi her bir depremi algılıyor. Sürekli sallantı halinde. Sanki teknede yaşıyor gibiyim.

Ardından dün Access’e başladığımdan beri hiç yaşamadığım bir anksiyete atağanın geldiğini fark ettim.

Hemen soruları sordum;
– Bu nedir?
– Bununla ne yapabilirim?
– Bunu değiştirebilir miyim?
– Değiştirebilirsem nasıl?

Fark ettim ki yine yeryüzüyle ilgili ama ilk defa anksiyeteyle geliyordu. Arkasından depremler başladı. Arkasından bedenim deli gibi titremeye başladı ve bu sefer durmuyordu.

Soru sordum;
– Bu kime ait? Bana mı bir başkasına mı yeryüzüne mi?

Fakat ilk defa böyle bir şey yaşadığım için soruda kalamadım ve korktuğum için olduğu sonucuna vardım. Baktım sıkıştım, hazır da Gary Douglas’la Olasılıklar Seçimi sınıfına katılıyorum, hemen Gary’ye online olarak soru sormak için talepte bulundum.

Gary’nin sorusu; “Etrafında titreyen yeryüzünün titreşim seviyesinin mi farkındasın? Titreyen sen misin yoksa yeryüzünü mü algılıyorsun?” oldu, cevap anında gelmişti, yeryüzünü algılıyordum, “Yeryüzü, yeryüzü” dedim heyecanla. Bütün salonla birlikte enerjetik olarak yeryüzüne katkıda bulunduklarında bedenim de gevşedi. Bundan daha iyi nasıl olur?

Yeryüzüne enerji verdikten sonra Gary; “Bu ya büyük bir deprem olur ve sona erer ya da ülkenin ortasında bir volkan açılır – şansınız varsa başkanlık sarayına yakın olur” deyince “Ah keşke!” demekten kendimi alamadım…

Ardından “Anlaman gereken şu, yeryüzü sana bu sinyalleri verdiğinde yeryüzünün senden alabileceği enerjiye katkı olursun, çünkü bu ya yumuşamasına ya da patlamasına yardımcı olur, her neye ihtiyacı varsa. Bilgiyi almanın sebebi onun ne istediği, neyi arzu ettiği ve neye ihtiyacı olduğunu bilecek kadar yeryüzüne yeterince bağlı olman. O noktada her zaman 1, 2, 3 ile yeryüzüne enerji ver. Ve sonra ya daha kötü ya da daha iyi olacak ama senin endişelenmen gerekmeyecek, çünkü tam olarak nerede olman ya da olmaman gerektiğini bileceksin.” dedi ve bana harika bir soru verdi;

“Kabul etmediğim neyin farkındayım?..”

Hepimiz kabul etmediğimiz nelerin farkındayız? Eğer kabul edip bunları bilincin avantajına kullansaydık bu hayatlarımızda ve yeryüzünde, bu güzel dünya gezegeninde hangi hediyeleri yaratırdı?

Kolaylık, Neşe ve İhtişamla…

Tuğba

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir